• Ana Sayfa
  • Sinema
  • Aman Çok Şükür: Efsane Animasyon Buz Devri Serisinde Senaryonun Sonradan Değiştirildiğini Biliyor muydunuz?

Aman Çok Şükür: Efsane Animasyon Buz Devri Serisinde Senaryonun Sonradan Değiştirildiğini Biliyor muydunuz?

 Aman Çok Şükür: Efsane Animasyon Buz Devri Serisinde Senaryonun Sonradan Değiştirildiğini Biliyor muydunuz?
Okunuyor Aman Çok Şükür: Efsane Animasyon Buz Devri Serisinde Senaryonun Sonradan Değiştirildiğini Biliyor muydunuz?

Hepimizin bayılarak izlediği, bir dönemin efsanesi Buz Devri serisinin ilk filmine götürelim bugün sizi. Henüz animasyon serilerinin bu kadar komik olmasına ve yetişkinler tarafından da deli gibi izlenmesine alışkın olmadığımız zamanlar. Kim derdi ki bir animasyon filmi geldi ve koca bir nesli gülmekten kırıp geçirdi. Tüm filmleriyle Buz Devri muhteşem kurgusu ile yetişkin, çocuk demeden herkesin gözdesi oldu. Peki, Buz Devri’nin ilk filminde senaryo sonradan değiştirilmiş desek ne düşünürsünüz? Evet, senaryo değişmese bambaşka bir film bekliyormuş bizi. Ne oluyormuş ilk senaryoda? Gelin önce filmi hatırlayıp karakterleri yakından tanıyalım sonra da bu konuyu inceleyelim.

1. Herkese Sid gibi bir arkadaş nasip etsin hayat.

‘Amin.’ ile ‘Allah korusun!’ arasında kaldığınızı biliyoruz. Ama Sid’e de haksızlık etmemek gerek. Her koşulda yanınızda, sizi asla terk etmeyecek bir arkadaş bulmak kolay mı bu devirde! Biraz fazla ısrarcı, yapışkan ve talepkâr olması neyi değiştirir ki? Sonuçta o kadar kusur hangimizde yok. Dostun Sid gibisini bu dönemde bulmak zor, herkes çıkar peşine düşmüş. Var mı öyle her koşulda sizi güldürecek bir arkadaşınız? Sid olmak kolay değil bu hayatta.

2. Hangimiz bir Manny değiliz ki?

Her seferinde kızsa da mutlaka geri dönmesi mi, gönlü el vermeyip kimseye kıyamaması mı, öfkelenince çekip gitmesi mi desek? Hepimiz aslında içimizde bir Manny ile yaşamıyor muyuz? Manny büyük cüssesi ve sıcacık kalbiyle adeta içimizden biri. Kimsenin kötülüğünü istemiyor, kimseyle de fazla samimi olmuyor. Seviyor; ama sevdiğini belli etmiyor. Böyle bir arkadaşınız olsa dara düştüğünüzde kendinizi hiç yalnız hissetmezdiniz. Manny gibi arkadaşlarınıza sahip çıkın, bizden söylemesi.

3. Düşman; Diego gibi sinsi, planlı ama çokça merhametli olsun.

Filmin başında hepimiz biraz Diego’ya sinirlendik. E tabii biraz da korktuk. Hatta elimizden gelse bir kaşık suda boğacaktık. Neymiş efendim; sinsi planlarla yavrucağı alıp kaçıracakmış. Yedirirler mi sana o bebeği? Yine de düşmanın da Diego gibi sonradan merhametlisi gerek. Ama Diego da kendini bulmak için uğraşan yumuşacık kalpli bir karaktermiş meğer. Sonradan yumuşayıp dostluğun önemini fark etti ve tüm kahramanlarımızı kurtaran gerçek bir kahramana dönüştü.

4. O bebeğin tatlılığı hala akıllarınızda değil mi?

‘Bebecik nerede?’ diye soranlara hemen cevap gelsin. Filmi izleyip de ekranları ısırma isteği doğuran o bakışları hatırlamayan yoktur herhalde. Gülüşünü mü anlatalım, zeytin gözlerini mi tatlı hıçkırıklarını mı bilemedik. Filmin karakterleri ile maceradan maceraya koşan fakat bundan haberi dahi olmayan bu bebek ilk film boyunca çokça badire atlattı. Ama yalnızca değildi ve sonunda güvenle ailesine kavuşmayı başardı. Anlattıkça iyice gözünüzde canlanıyor olmalı. Bir de rüzgarda saçları dalgalanıyordu.

5. Türkçe seslendirmeler başlı başına bir şaheserdi.

Karakterleri hatırladıktan sonra gelelim yapımın ayrıntılarına. Filmi ülkemizde bu kadar popüler yapan ayrıntılardan biri ise hiç şüphesiz, Türkçe dublajdaki başarı. Film sanki Türkçe çekilmişçesine profesyonel bir seslendirmeye sahip. Bilmeyenleriniz varsa seslendirmeler de ülkemizdeki usta oyuncular tarafından yapılmış. Manfred, Ali Poyrazoğlu; Sid, Yekta Kopan ve Diego ise Haluk Bilginer tarafından seslendirilmişti. Tabii bu isimlerle mükemmel bir performans olmaz da ne olur?

6. Kim demiş yetişkinler animasyondan sıkılır diye?

Aslında bu klişeyi yıkan en önemli animasyon filmlerden biridir Buz Devri. Hem çocuklar hem yetişkinler tarafından baştan sona soluksuz izlenen animasyon film akımı, bu film ile başladı diyebiliriz. Hatta ilk filmi için çoğu yetişkin izleyici, kısa bile olmuş yorumunu yapmıştı zamanında. Zamanla çocuklardan fazla yetişkin hayran kitlesi elde etmesi de sürpriz olmadı.

7. Arkadaşlığı daha güzel anlatan bir yapım yok.

Aslına bakarsanız filmin bu kadar sevilmesinin en önemli sebebi arkadaşlık kavramını bu kadar içten anlatıyor olması. Başta birbirinden hoşlanmayan hatta birbirini istemeyen karakterlerin, film ilerledikçe birbirlerinden asla vazgeçememesi; bizi filme bu kadar bağlıyor. Hepimiz hayatımızın bir kesitinden kareler yakalıyoruz bu filmde. Tabii bir de bu kadar eğlenceli bir anlatımla aktarılınca ortaya unutulmaz bir yapım çıkıyor.

8. Hayvanlar mı insanlar mı daha iyi espri yapar?

Buz Devri’ni izledikten sonra kendi espri anlayışını sorgulayan çok kişi oldu. Özellikle animasyonda hayvanların komik mimikleri oldukça ses getirdi ve hepimizi çok güldürdü. Harika grafiklerle hazırlanan hayvan karakterler pek çok insandan çok daha komikti. Hayvanlara yapılan komik capsler bile bu dönemde ortaya çıkmış olabilir. Tamam, kabul ediyoruz; biraz abartmış olabiliriz!

9. Filmi en az izleyen, kaç kere izledi?

Buz Devri’nin ilk filmini yalnızca bir kez izleyen herhalde hiç kimse yoktur. Gerek sinemada, gerek televizyonda, gerekse DVD ile en az 3’er 5’er kere izledik bu filmi. Hepsinde baştan sona olmasa bile televizyonda denk gelip de izlemeye devam etmeyen de çok nadirdir. Sahi eskiden çok yayınlanırdı televizyonda, bizi neden mahzun bıraktılar dersiniz? Tekrar denk gelsek de izlesek hemen diyen kaç kişiyiz?

10. En komik sahneyi tartışıyoruz, toplanın!

Şimdiden herkesin aklında birçok sahne canlandı bile. Örneğin; Dodo’ların karpuzları taşımak için kule yaptıkları ve bu işi bir türlü beceremedikleri sahne izleyenleri kahkahaya boğuyor. Diego’nın bebeği uyutmaya çalışırken takındığı ifadeler de filmin unutulmazlarından. Sid’in şapşallıklarını ise söz konusu bile etmiyoruz. Peki, sizce en komik sahne hangisiydi?

12. Çizgi filmde de ağlattın be Sid!

Ah o bebekten ayrılma sahnesi yok mu? Hepimizin ciğerini dağladın be Sid. Bebeği aileye teslim ettikten sonra giderken yaptığı hareketlere ne demeli? Gülmekle ağlamak arasındaki o sahne yine filmin unutulmazlarından oldu. Sahi animasyonda hiç ağlanır mı? Buz Devri izlerken animasyonların da duygu yüklü olabileceği net şekilde anlaşıldı. Film bitti diye içimize çöken hüzün de cabası.

13. Azim denilince bir neslin aklına gelen ikili: Sincap ve meşe palamudu.

Buz Devri’nin tüm serilerinin başında ve sonunda bu azimli sincap karşılıyor sizi. O meşe palamudunu kaybetmemek için harcadığı çaba hayatın ta kendisi değil de nedir? Ne şartta olursa olsun azmin zaferi ile meşe palamudunu bulunduğu yerden gidip alan, alırken de başına türlü felaketler gelen psikopat sincaptan bahsediyoruz elbette. Hiçbir repliği olmayıp da bu kadar akılda kalan başka bir karakter daha yok.

14. Sincabın çocukluğuna inmek isteyenler burada mı?

Efsaneden biraz daha bahsedelim. Sadece akılda kalması ile değil, palamudun peşinden yaptıklarıyla hepimizin içten içe sinirleri ile oynayan da bir karakter bu sincap. Aynı zamanda filmin en komik karakterlerinden biri. Yine de kendisinin obsesif kompülsif bozukluktan muzdarip olması muhtemel. Bu nedenle bilimsel araştırma konusu bile olabilir.

15. Senaryonun sonradan değiştirildiği doğru.

Peki, Buz Devri senaryosunun ilk filminin senaryosunun sonradan değiştirildiğini biliyor muydunuz? Evet, sıkı durun; asıl senaryoda filmin ana karakterlerinden biri olan Diego ölüyor! Asıl senaryoda Diego’nun Sid ve Manny’i diğer hayvanlardan kurtardığı sahnede Diego ölüyor. Sid ve Manny ise yollarına devam ederek bebeği ailesine teslim ediyor. Fakat test yayınında bu senaryo izletildiğinde seyirciler arasında bulunan çocuklar göz yaşlarına boğulmuş. Bu nedenle senaryo değiştirilmiş. Diego o sahnede ölmek üzereyken kurtulmuş olarak gösterilmiş.

16. Diego ölse bizim de yüreğimiz kanayacakmış.

Koca yürekli Diego o sahnede ölse meğer test yayınını izleyen çocuklar gibi bizim de yüreğimiz kanayacakmış. Neyse ki revize edilmiş bölüm ile birlikte o sahnede de ağlamak zorunda kalmadık. Tabii, Diego’nun o kadar fazla yaralanıp da birden bire iyileşmesi de pek gerçeğe yakın değildi ama olsun. Peki, siz ne düşünüyorsunuz? O sahnede Diego ölseydi final hep bir eksik mi olurdu?

Yorum Yap
Giriş Yap
Yazı Ekle